-
KÖŞE VURUŞU
Tarih: 19-12-2025 17:59:00
Güncelleme: 19-12-2025 17:59:00
İran'da başörtüsü zorunluluğuna aldırmayan kadınların sayısı artarken ahlak polisinin de eskisi kadar aktif olmadığı gözleniyor. Peki bu bir dönemin sonu mu yoksa üzerindeki baskı artan rejim taktik mi değiştirdi?
İran sokaklarında daha önce düşünülemeyecek farklılıklar göze çarpıyor. Giderek daha fazla sayıda kadın saçlarını göstermekten çekinmeden dışarı çıkmaya cesaret edebiliyor. Üstelik sadece Tahran değil, haber ajansı AFP'ye göre İran'ın başka büyük şehirlerinde de manzara aynı.

Analistler ve aktivistler, rejimin İsrail'le yaşanan 12 günlük savaşın ardından başörtüsünü dayatma konusunda esneklik gösterdiğini ancak İslam Cumhuriyeti'nin temel taşlarından birinden vazgeçmeye de niyetli olmadığını söylüyor.
Yale Üniversitesi'nden araştırmacı Arash Azizi, "Rejim başörtüsünü sert biçimde dayatmaktan vazgeçti, ancak ilke olarak bundan kesinlikle vazgeçmiş değil" diyor ve ekliyor:
"Hâlâ başörtüsü kurallarının gevşek uygulandığı gerekçesiyle kapatılan mekânlar, para cezası alan ya da gözaltına alınan insanlar görüyoruz. Ancak rejim, cinin artık şişeden çıktığını ve geri koymanın çok zor olacağını da biliyor."
Mahsa Amini protestoları hafızalarda
Azizi'ye göre, İran'da rejimin bir numarası olan dini lider Ali Hamaney'in ölümünden sonra yerine gelecek yeni ismin başörtüsü zorunluluğunda ısrar etmesi zor olacak.
Mahsa Amini'nin, 2022'de başörtüsünü "kurallara uygun" takmadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra yaşamını yitirmesi, ülke çapında protestoları tetiklemişti. Kesin rakamlar bilinmemekle birlikte, ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri (HRA) örgütünün verilerine göre o dönem, 17'si çocuk olmak üzere en az 527 gösterici İran güvenlik güçlerince öldürüldü.
Siyasi gözlemciler, İsrail ile 12 gün süren savaşın ardından rejimin benzer bir protesto dalgasını göze alamayacağı, bu nedenle stratejik olarak daha esnek davranıyor olabileceği yorumunu yapıyor.
İnsan hakları konusunda İran'a odaklı çalışmalar yürüten ABD merkezli Abdorrahman Boroumand İran İnsan Hakları Merkezi'nin eş kurucusu Roya Boroumand ise, "Bugün gördüklerimiz, kamusal hayatta küçük bir özgürlük alanı açmak ve bunu savunmak için mücadele eden İranlı kadın ve kız çocuklarının yıllara yayılan ısrarlı sivil itaatsizliğinin bir sonucu" değerlendirmesinde bulunuyor.
Ali Hamaney bile muhafazakârlardan tepki çekti
Tahran'da bir alışveriş merkezinin açılışı sırasında sahnede dans eden genç kızların ve bir futbol karşılaşmasını başları açık halde tribünden, ellerinde destekledikleri takımın atkılarıyla takip eden kadınların görüntüsü yakın dönemde sosyal medyaya yansıdı.
Örgülü, kıvırcık veya platin sarısına boyalı saçlara sahip kadınlar artık kamusal alanda yaygın bir görüntü haline gelirken; bazıları omuzlarını, bacaklarını ve karın bölgelerini açıkta bırakan kıyafetler de giymeye başladı. Bu durumu "çıplaklık" olarak nitelendiren muhafazakarlâr ise değişime sert tepki gösteriyor.
Geçen ay İran'ın 86 yaşındaki dini lideri Ali Hamaney bile aşırı muhafazakârların tepkisini çekti. Hamaney'in ofisine bağlı bir gazete, İsrail saldırıları sırasında hayatını kaybeden pilates eğitmeni Nilufar Ghalehvand'in başörtüsü yerine üzerinde "New York Yankees" takımının logosu bulunan bir beyzbol şapkası taktığı fotoğrafını yayımladı. Bunun üzerine ülkede başörtüsü kuralları yeniden tartışma konusu oldu.
Baskı sürüyor, idamlar hızlandı
Kurala alenen uymamak günlük hayatta giderek daha yaygın bir pratik halini alsa da İran yönetimi başörtüsünün yasal bir zorunluluk olduğunu vurgulamayı sürdürüyor. Hak savunucuları da kafeler ve konserlerden gelen görüntülerin bir özgürlük izlenimi yaratabileceğini, ancak baskının sürdüğünü vurguluyor.
Yetkililer bu ayın başlarında, İran'ın Kiş Adası'nda düzenlenen bir maraton etkinliğini organize eden iki kişiyi, onlarca kadının başı açık şekilde katılımı üzerine gözaltına aldı. Etkinliğin başlangıç ve bitiş noktası olarak kullanılan bir kafe de kapatıldı.
Nobel Barış Ödülü sahibi İranlı aktivist Nergis Muhammedi de geçtiğimiz günlerde gözaltına alındı. 2023'te Nobel'e layık görülen aktivist, 31 yıllık mahkûmiyetini çekmek üzere tutulduğu Tahran'daki cezaevinden sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine geçen yıl salıverilmişti. Muhammedi'nin gözaltı koşullarında sağlığının yeniden kötüye gittiği belirtiliyor.
Ayrıca İran'da bu yıl şimdiye dek bin 400'ün üzerinde idam gerçekleştirildi. Bu kişilerin çoğu "İsrail ajanı olmak" veya "İsrail'le işbirliği yapmakla" suçlandı. Birleşmiş Milletler'e göre, İran'da geçen yılın tamamında 31'i kadın 901 kişi idam edilmişti.
DW
- Endişeye mahal yok: Din elden gitmiyor!
- Biraz izan biraz gazetecilik lütfen!
- LİYAKAT MI, SİYASİ SADAKAT MI?
- Maduro'nun ABD'de yargılanmasının yasal zemini var mı?
- Hâkim Bey yanlış yapmıştır
- Medyada fırtına: Sözcü'ye ne oldu?
- Ensar Vakfı Masum mu?
- Azerbaycan sadece bölgede değil, küresel arenada da...
- Merdan Yanardağ'ın gözaltına alındığı soruşturmanın arka planı!
- Türkiye 5G'ye geçiyor: Yeni nesil 'süper ağlara' dair ne biliyoruz?
- “Her şeyi devlet büyüklerinin yönlendirmesiyle yaptım”
- Habertürk ve Show TV'ye el koyduran şok operasyonun perde arkası!