-
DOBRA DOBRA
Tarih: 20-12-2025 22:06:00
Güncelleme: 20-12-2025 22:06:00
AKP, TBMM'ye sunduğu çözüm süreci ile ilgili raporda Öcalan'a atıfta bulunmuyor, ancak "müstakil ve geçici bir kanun" çıkarılmasını öneriyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), içinde yer aldığı Cumhur İttifakı'nın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında hazırladığı raporunu TBMM'ye sundu. TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmaları temel alınarak hazırlanan rapor toplam 60 sayfadan ve 15 ana bölümden oluşuyor.

Raporda PKK lideri Abdullah Öcalan'a ya da "umut hakkına" değinilmiyor. Daha çok AKP'nin terörle mücadele, demokratikleşme, toplumsal uyum ve hukuki reform perspektifi ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Süreçle ilgili siyasi liderler olarak ise sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un isimlerine yer veriliyor.
İktidar hangi yasal düzenlemeleri öneriyor?
Raporun en kritik noktalarından biri "Hukuki Düzlem: Müstakil ve Geçici Kanun" başlıklı 12'inci bölümü. Burada bazı yasal düzenleme önerilerine yer veriliyor.
Hukuki omurgayı oluşturan bu bölümde silah bırakma ve örgütün tasfiyesi sürecinin "mevcut mevzuatın içine sıkıştırılmadan, ancak anayasal sınırlar korunarak özel bir yasal çerçeveyle" yönetilmesi gerektiği savunuluyor. AKP'nin değerlendirmesine göre sürecin sağlıklı ilerlemesi için en kritik eşik hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik.
Bu kapsamda siyasi takdirle yürütülecek bir süreç yerine, Meclis iradesine dayanan sınırlı ve geçici bir yasal düzenleme öneriliyor ve şöyle deniliyor:
"Önümüzdeki sürecin sağlıklı, denetlenebilir ve toplumsal güven üreten bir biçimde ilerleyebilmesi için yol haritası açık ve aşamalı bir çerçeveye dayanmalıdır."
Raporda sürecin mevcut ceza ve terör mevzuatı içinde dağınık biçimde yürütülmesinin risklerine değinilerek bunun yerine yalnızca bu sürece özgü bir kanun öneriliyor ve "Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından hazırlanacak müstakil ve geçici kanun yürürlüğe konulmalıdır" deniliyor. Bu kanunun "kapsam ve süre bakımından sınırlı, hukuki güvenlik ilkesine ise uygun olması" gerektiği de vurgulanıyor.
Raporda yapılacak düzenlemenin "af veya suçları mazur gören bir niteliğe bürünmemesi" gerektiğinin altı çizilerek yasal düzenlemenin yalnızca bir çerçeve kanunla sınırlı kalmaması gerektiği, uygulamanın da denetlenebilir olması gerektiği belirtiliyor.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da "Terör örgütünün tasfiyesiyle ilgili hukuk devleti çerçevesi içerisinde yasal düzenleme gerekiyorsa bunu Meclis yapacaktır. Bunun adı barış yasası olmaz, geçiş yasası da olmaz. Nereden nereye geçiyoruz? Rejim değişmiyor" açıklamasında bulundu.
"Sürecin her aşaması denetlenmeli"
Raporun sonuç bölümünde ise Türkiye'nin tarihsel bir fırsatın eşiğinde olduğu belirtilerek "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi hedefinin esası Türkiye Cumhuriyeti Devletinin milli güvenlik değerlendirmesi ve kendi toplumsal ihtiyaçları doğrultusunda aldığı egemenlik inisiyatifidir" ifadelerine yer veriliyor.
Süreç ile temel amacın "terörün tamamen tasfiyesi, silahın toplumsal ve siyasal alanda araç olmaktan çıkarılması ve demokratik zeminin güçlendirilmesi" olduğu belirtilen raporda, terörün sona erdirilmesinin yalnızca bir güvenlik hedefi değil, Türkiye'nin sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal bütünlüğünün daha da tahkimi anlamına geldiği kaydediliyor.
Raporun sonuç bölümünde şu ifadelere de yer veriliyor:
"Örgütün illegal ideolojik ve finansal yapılanmalarıyla birlikte yurt içinde ve yurt dışındaki tüm şube, unsur ve uzantılarıyla silah bırakması ve kendini tasfiyesi somut, ölçülebilir ve teyit edilebilir biçimde kayıt altına alınmalıdır. Bu tespit ve teyit, sahadan gelen verilerin, kurumsal raporlamaların ve ulusal güvenlik değerlendirmelerinin birlikte işlendiği bütüncül bir mekanizma ile yapılmalıdır."
Bu aşamanın tamamlanmasının ardından TBMM tarafından hazırlanacak müstakil ve geçici kanunun yürürlüğe konulması gerektiği belirtiliyor.
"Sürecin her aşaması ilgili kurumlar tarafından denetlenmelidir" denilen raporda böylece süreçteki bütün gelişmelerin şeffaf bir biçimde izlenebileceği vurgulanıyor.
"Tespit ve teyit olmadan hiçbir ileri aşamaya geçilmemeli"
Altıncı bölümde çözüm komisyonunun çalışma seyrine ve faaliyetlerine ilişkin bilgi verilirken yedinci ve sekizinci bölümlerde "İlkesel Eşik: Tespit ve Teyit Mekanizması" ile "Kamu Düzeni ve Süreç Yönetimi" başlıkları altında sürecin nasıl yönetileceği ele alınıyor.
Tespit ve teyit mekanizması ile ilgili yedinci bölümde şu dikkat çekici ifadelere yer veriliyor:
"Terör örgütünün silah bırakmasının, kendisini tasfiye ettiğinin, varlığının sona erdirilmesinin devlet tarafından tespit ve teyit edilmesi, sürecin en önemli noktasıdır. Bu an, sadece sahada bir fiil değişikliğinin kaydı değil, aynı zamanda hukuki işlemler için bir başlangıçtır. Bu tespit ve teyit olmadan hiçbir ileri aşamaya geçilmemelidir."
"Yanlış, eksik veya zamansız bir tespitin" hem toplumun adalet duygusunu sarsma hem de güvenlik risklerini yeniden üretme ihtimali barındırdığına işaret edilen bölümde "Tespit ve teyit mekanizmasının titizlikle yürütülmesi sürecin geleceği açısından en kritik güvencelerden biri olacaktır" deniliyor.
Raporun bu kısmında ayrıca şunlar yer alıyor:
“Tespit ve teyit kararının alınması ne bir pazarlık ne de keyfi bir tasarruf zemini olacaktır. Bu karar, devletin güvenlik ve hukuki yetkisinin birleştiği, ölçülebilir delillere dayanan, şeffaf ve denetlenebilir bir kurumlar arası mutabakat neticesinde tesis edilecektir.”
Yedinci bölümde PKK'nın silah bırakması ile ilgili "Örgütün illegal ideolojik ve finansal yapılanmalarıyla birlikte yurt içinde ve yurt dışındaki tüm şube, unsur ve uzantılarıyla silah bırakması ve kendini tasfiyesi somut, ölçülebilir ve teyit edilebilir biçimde kayıt altına alınmalıdır" deniliyor.
PKK militanları, geçen Temmuz ayında Kuzey Irak'ta düzenlenen törende sembolik olarak silahlarını ateşe atmıştıFotoğraf: Stringer/Anadolu Agency/IMAGO
Dokuzuncu bölüm olan "Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” bölümünde yalnızca Türkiye içini değil, bölgesel güvenliği de kapsayan bir perspektif çizilerek, terörün sona ermesinin, sınır ötesi istikrara ve Türkiye'nin bölgesel rolüne olumlu katkı sağlayacağı kaydediliyor.
15 bölümlük çerçevede başka neler var?
Raporun ilk bölümünde yer alan Giriş kısmında "Terörsüz Türkiye vizyonunun" arka planı ortaya konularak "terörün Türkiye'ye yalnızca güvenlik alanında değil; demokrasi, bölgesel kalkınma, toplumsal bütünlük ve kuşaklar arası travmalar açısından da ağır bedeller ödettiği" ifade ediliyor.
"AK Parti'nin Meseleye Bakışı" başlıklı ikinci bölümde, Kürt meselesinin bir güvenlik sorunu değil, esasen bir demokratikleşme ve problem çözme kapasitesi meselesi olduğu belirtilerek AKP'nin yaklaşımının "güvenlik-demokrasi-kalkınma üçgeninde" şekillendiği ve sorunun tek başına ne ekonomik ne de yalnızca kimlik temelli ele alınabileceği ifade ediliyor.
Üçüncü bölüm olan "AK Parti Döneminde Atılan Tarihi Adımlar" raporun en geniş bölümlerinden birini oluşturuyor. Bu bölümde, 2002'den itibaren hayata geçirildiği belirtilen reformlar kronolojik biçimde sıralanıyor.
Toplumsal uyum ve demokratikleşme
Raporda "Toplumsal Uyum" başlıklı on üçüncü bölümde terör sonrası dönemde toplumsal onarım, kardeşlik hukukunun güçlendirilmesi ve devlet-vatandaş ilişkisinin yeniden inşasının önemi vurgulanıyor.
On dördüncü bölüm olan "Tasfiye Sonrası Demokratikleşme Perspektifi" bölümü ise silahsızlanma sonrasında demokratik reformların hız kesmeden devam etmesi gerektiğini savunuyor.
Bu bölümde, hak ve özgürlüklerin genişletilmesinin terörle mücadeleyi zayıflatmadığı, aksine toplumsal bütünlüğü güçlendirdiği ifade ediliyor.
DW
- SURİYE DE ABD EL DEĞİŞTİRMİŞTİR.
- Bahçeli erken seçim çağrısına mı hazırlanıyor?
- Emsali görülmemiş bir denetimsizliğe kapı aralandı
- Ekol TV, MHP, Bilal Erdoğan ve Mansimov: Kavgadan geriye ne kaldı?
- Abdulkadir Selvi: Kılıçdaroğlu istiyor
- UYANMAK LAZIM
- EN ESKİ TÜRK ANAYASASI
- Mossad’ın gizli ağı ortaya saçıldı... Bakın nasıl sızmışlar!
- Trump-Musk tartışması nasıl tırmandı?
- Suriye topraklarında bakın ne yapacaklar
- İMAMOĞLU OPERASYONU ELLERİNDE PATLADI!
- Mehmet Türkmen serbest bırakılsın!